Fragmanlar, Sinema

KESKİN NİŞANCI 20 Şubat’ta Sinemalarda.

KESKİN NİŞANCI 20 Şubat’ta Sinemalarda.

                                                                                                                                                                                                                “American Sniper”
Yönetmen Clint Eastwood’un yönettiği “Keskin Nişancı”da başroldeki Bradley Cooper’ın canlandırdığı Chris Kyle’ın, keskin nişancılık yetenekleriyle savaş alanında bir kahramana dönüşmesinin hikayesi beyazperdeye taşınıyor. Ancak Chris sadece keskin nişancı yeteneklerinden ibaret biri değildir.

Donanma SEAL komandolarından Chris Kyle, Irak’a tek amaç için gönderilir: silah arkadaşlarını korumak. Son derece isabetli atışları sayesinde savaş alanında çok sayıda hayat kurtarır. Cesur görevleriyle ilgili hikayeler yayıldıkça “Efsane” lakabını kazanır. Ancak ünü düşman hatlarının gerisinde de yayılmaktadır ve kafasına ödül konmasıyla birlikte isyancıların öncelikli hedeflerinden biri haline gelir. Ayrıca ev cephesinde de farklı bir savaş içindedir; dünyanın diğer ucundan iyi bir koca ve baba olmak için uğraş verir.

Tehlikelere ve evindeki ailesinin ödediği bedele rağmen Chris, Irak’ta dört dönem zorlu görev yapar ve SEAL’lerin “kimseyi arkada bırakma” ruhuna sadık kalır. Ancak eşi Taya’ya (Sienna Miller) ve çocuklarına döndüğünde Chris esas savaşı geride bırakamadığını fark eder.
“Silver Linings Playbook” ve “American Hustle” filmlerindeki çalışmalarıyla iki kez Oscar’a aday gösterilen Cooper’a filmde, Sienna Miller, Luke Luke Grimes, Jake McDorman, Cory Hardrict, Kevin Lacz, Navid Negahban ve Keir O’Donnell eşlik ediyor.

KESKİN NİŞANCI 20 Şubat’ta Sinemalarda.
KESKİN NİŞANCI 20 Şubat’ta Sinemalarda.

Oscar ödüllü yönetmen Clint Eastwood (“Million Dollar Baby,” “Unforgiven”), “Keskin Nişancı”yı Chris Kyle’ın, Scott McEwen ve Jim DeFelice ile birlikte yazdığı kitabına dayanan ve Jason Hall tarafından yazılan senaryodan yola çıkarak yönetti. Otobiyografik kitap çoksatan listesine girdi ve New York Times çoksatan listesinde 13 hafta ilk sırada olmak üzere 18 hafta kaldı.
Filmin yapımcıları Eastwood, Robert Lorenz, Andrew Lazar, Bradley Cooper ve Peter Morgan. Tim Moore, Jason Hall, Sheroum Kim, Steven Mnuchin ve Bruce Berman sorumlu yapımcı olarak görev aldı.
Eastwood’un kamera arkasında kalan kreatif ekibinde Oscar adayı görüntü yönetmeni Tom Stern (“Changeling”); Oscar adayı yapım tasarımcısı James J. Murakami (“Changeling”) ve yapım tasarımcısı Charisse Cardenas; Oscar ödüllü kurgucu Joel Cox (“Unforgiven”) ve kurgucu Gary D. Roach ve kostüm tasarımcısı Deborah Hopper var.

Warner Bros. Pictures sunar, Village Roadshow Pictures ortaklığıyla, bir Mad Chance, 22nd & Indiana Yapımı, “Keskin Nişancı.” Filmin dağıtımını bir Warner Bros. Entertainment şirketi olan Warner Bros Pictures ve belli bölgelerde Village Roadshow Pictures gerçekleştirecek.
www.keskinnisanci.com

YAPIM NOTLARI

“…Şunu bilmelisiniz: kurtardığınız insanları hatırlamazsınız. Esas kurtaramadıklarınızı hatırlarsınız… Onların yüzleri ve bulundukları durum sonsuza dek sizinle kalır.”
Chris Kyle, American Sniper kitabından

Chris Kyle, bir istatistik sonucu olmasa, milyonlarca savaş gazisinden sadece biri olurdu. Irak savaşından, Amerikan ordusunun en ölümcül keskin nişancısı olarak çıktı. “Keskin Nişancı” filminin yapımcıları, sayıların arkasında kalan insanı keşfetmenin de son derece önemli olduğunu biliyordu.
Yönetmen/yapımcı Clint Eastwood bu konuda şunları söyledi; “Daha önce de savaş hikayeleri çektim ancak bu benim için heyecan vericiydi çünkü Chris’in savaştaki başarıları ile, hayatının kişisel yönleri arasında geçiyordu, bu da onu daha ilginç kılıyordu. Savaşın bir insanda yol açtığı yaraları ve tüm aile üzerinde neden olduğu baskıları gösteriyor. İnsanlar savaşa gönderildiğinde nelerin tehlikeye atıldığını hatırlamak, yaptıkları fedakarlıkları görmek iyi bir şeydir. Bana göre bu açıdan anlatılacak son derece önemli bir hikayeydi.”
Filmin baş rol oyuncusu ve aynı zamanda yapımcılarından biri olan Bradley Cooper ekliyor, “Bazı açılardan, bir savaş alanının yıpratıcı yönlerini yaşamak ve sonra aniden ‘normal’ bir hayata dönen çoğu gazinin yaşamak zorunda kaldığı şeyleri anlatan evrensel bir hikaye. Benim açımdan bu çok dokunaklıydı. Bir savaş filmi olmaktan ziyade bir kişilik incelemesi olmasını sevdim. Clint Eastwood’un ‘Unforgiven,’ ‘Gran Torino,’ ‘Letters from Iwo Jima’ gibi filmlerine bakarsanız, hepsi de farklı geçmişlere sahip karmaşık kişilik incelemeleridir. Clint, bunu çok sade ve gerçekçi bir şekilde anlatmak için kesinlikle en doğru yönetmendi.”
Aktör, “Keskin Nişancı” ve filmin merkezinde yer alan insan dramının Eastwood ayarında olduğu gözleminde bulunuyor: Şiddet ile adalet gibi kavramların içiçe geçtiği insanların doğasını keşfetmek. “Chris’in doğasında şiddet yoktu, hatta şiddetten son derece uzaktı ancak gerektiğinde görevinden geri adım atmazdı çünkü mücadelesinin haklı olduğuna inanıyordu. Onun kahramanlığı savaş sırasında öldürdüğü insanların sayısında değil, savaşın kendi içinde ve ailesinde açtığı amansız yaralarla yüzleşme şeklinde yatıyor.”
“Keskin Nişancı”nın senaryosu, Kyle, Scott McEwen ve Jim DeFelice’in ortak yazdığı “American Sniper” kitabına dayanmaktadır. Ancak senarist ve sorumlu yapımcı Jason Hall, daha kitabı yazılmadan önce hikayesini beyazperdeye aktarmak konusunda önce Kyle ile konuştu. O günleri anımsıyor: “Onun çapında bir savaşçıyla tanışmayı çok istiyordum… onu savaşmaya nelerin sürüklediğini ve ne pahasına bunları yaptığını öğrenmek için. Savaşın bir cehennem olduğunu hepimiz biliyoruz ancak bu filmde savaşın insancıl olduğunu göstermek istedim.”
Eastwood’un uzun süreli yapımcı ortağı Robert Lorenz bu konuda “Jason’ın senaryosu bizi derinden etkiledi çünkü çok iyi dengelenmişti ve Chris’in hem cephede hem de de- ev cephesinde neler yaşadığını çok iyi ortaya koyuyordu.”
Chris Kyle basit bir ülküyle yaşıyordu: Tanrı. Ülke. Aile. Bunlar onun için basit kelimeler değildi sadece, görev, hizmet ve kendisinden daha yüce olan bir şeye olan şaşmaz bağlılığı üzerine kurulu bir hayatın temelini oluşturuyorlardı. Donanma SEAL komandosu olarak işinin olağanüstü zorlukları ve başta eşi Taya olmak üzere en sevdiği insanlarda yol açtığı yaralar sonunda bu üç ilkeyi sorgulamasına yol açar ancak bunlara olan bağlılığı azalmaz.
Eastwood’un ifadesiyle, “Chris bu ülküyle büyüdü. Çocukluğundan itibaren bazı insanların koruyucu olarak doğduğu fikriyle büyüdü ve kaderinde onlardan biri olmanın yazılı olduğunu biliyordu. Ailesini geride bırakmak zorunda olmasına rağmen yeniden göreve gitmesinde başlıca rolü olan etkenlerden biri de bu oldu. Sürekli olarak daha ileriye gitmeye hazır olan adamlardan biriydi.”
Kyle’ın ünü, vatanında yayılmıştı ve ilk olarak yapımcılar Peter Morgan ve Andrew Lazar ile Hall’un dikkatini çekti. Morgan bu konuda “Donanma SEAL komandosu olarak başarıları hakkında her şeyi duymuştuk ve onun büyük bir vatansever olduğunu biliyorduk. Araştırdıkça onun aslında ne kadar iyi bir insan olduğunu görmeye başladık. Ailesi, dostları ve birlikte görev yaptığı askerlerin onu ne kadar sevdiğini ve ona ne kadar hayran olduğunu gördük. Biz hikayenin, hayatında onu yönlendiren duygusal eksenler etrafında oluşmasını istedik.” dedi.
Hall senaryo üzerinde çalışmaya başlamadan önce Kyle ile buluşmak üzere Teksas’a gitti. “Başlarda pek konuşmuyordu.” dedi senarist. “Ancak ayrıldığımda hikayeyi anlatmak için bir yol bulduğumu ve onun güvenini kazandığımı hissediyordum. Sonra kapıdan çıktığım sırada “Ha bu arada, bir kitap yazıyoruz.” dedi. Kitap başlangıçta bir engel olabilecek gibi duruyordu ancak sonunda müthiş bir kaynak oldu.”
Yine de Hall’un, Kyle’da gördüğü ve senaryoda vermek istediği farklı bir tarafı daha vardı. “Bu filmi, savaşta geçirdiği günleri hiç göstermeden çekmek çok kolay olurdu ancak Crhis bundan çok daha karmaşık bir kişiliğe sahip. Kitap, eve dönüşünden sonra bir yıldan kısa bir sürede yazılmıştı, yani hala üzerinde bir zırh vardı. Sevgi dolu koca ve baba olarak Chris’in daha yumuşak olan taraflarını yansıtmıyordu. Dört görev süresi arasındaki kısa sürelerde karısı Taya ile yaşadığı çaresiz dönemleri de göstermiyordu. Bu savaş çok uzaklardaymış gibi görünse de, askerlerin aileleri uydu telefonları aracılığıyla bağlantılıydı. Taya bu aramalar sırasında korkunç şeyler duysa da, bu telefon onun için Chris’in yaşadığına dair bir kanıttı ve bana göre Taya’nın sesi, Chris’in evin yolunu bulmasını sağladı. Taya ile buluşmadan önce, Chris’in tam olarak kim olduğunu anladığımı söyleyemem.”
“Pek çok yoğun aksiyon var.” diyor Eastwood, “Ancak filmin ruhu ve hikayeyi sürükleyen şey Chris’in silah arkadaşları ile olan ilişkisi ve filmdeki en önemli ilişki olan Chris ve Taya arasındaki ilişki. Chris, Taya’yı çok seviyordu fakat aynı şekilde ülkesinin kendisinden beklediği görevleri yerine getirmeye de kararlıydı.”
Tara Kyle rolündeki Sienna Miller konuya açıklık getiriyor: “Özünde bu film, iki kişi arasında geçen bir insan hikayesi, içlerinden biri evinden çok uzaklarda olağanüstü ve hayal edilemeyecek şeyler yapıyor, öteki ise aileyi bir arada tutmak için çabalıyor. Chris’in görev anlayışı inanılmaz ölçüde güçlü çünkü bu kökenlerinden geliyor. Evinde ailesinin yanında olsa, daha çok insanın öleceğine inanıyor ve bu da onu çok büyük bir ahlaki ikileme sürüklüyor. Taya için bu durum çok zor olsa da onun durumunu anlıyor ve sabırlı, kocasına karşı destekçi davranmaya çalışıyor ancak işin içine çocuklar da girdiğinde bunu anlamak epey zor oluyor. Büyüleyici ve çarpıcı bir hikayede yer aldım ve Taya ile tanıştığımda, bunu hakkıyla yapma sorumluluğum olduğunu hissettim.”
Fiziksel olarak güçlü Kyle’ı canlandırmak için tam bir dönüşüm geçiren Cooper bu duyguyu paylaşıyor ve ekliyor “Sorumluluğu bir yük olarak görmedim hiç, benim için bir onurdu. Onun ve diğer gazilerin yaptığı hizmetlere saygı göstermek için harika bir fırsattı. Onu canlandırdığım her andan keyif aldım, her anından.”
2 Şubat 2013’te akıl almaz bir trajedi, yapımcıların sorumluluk duygusunu bir vaade dönüştürdü. Irak’ta dört tehlikeli dönem boyunca görev yapan ve savaş sonrasında hayatını gazi arkadaşlarına destek olmaya adayan Chris Kyle, Teksas’ta evinin yakınlarındaki bir poligonda, yardım etmeye çalıştığı bir gazi tarafından öldürülmüştü. “O ana kadar onunla hiç tanışmamıştım, sadece telefonda konuşmuştuk.” diyor Cooper. “Ve bir anda ölüp gitmişti.”
Cenazenin ardından Hall, Taya ile iletişime geçti ve telefon başında geçen uzun saatlerde, Chris ile olan hayatını anlattı. “Film ansızın onun çocuklarının, babalarını nasıl hatırlayacakları eksenine kaydı ve Taya filmin doğru olmasını istiyordu.” diyor Hall. “Onun için bir terapi gibiydi ve kendi sesinden kendi sözcüklerini duyma fırsatı buldum. Chris’in savaş öncesinde nasıl biri olduğunu, savaşın onu nasıl etkilediğini ve geri dönmesi için nasıl bir iyileşme süreci yaşadığına dair bir tablo çizdi”
Yaklaşık bir yıl sonrasında Clint Eastwood ve Bradley Cooper, Chris’in ailesi, Taya ve anne-babası Wayne ve Debbie ve kardeşi Jeff ile tanışmak üzere Teksas’a gitti. Yönetmen o günleri şu şekilde hatırlıyor “Onlarla o zamanı birlikte geçirmem çok önemliydi çünkü Chris’in kişiliği hakkında o harika ailesinden çok şey öğrendik. Olağanüstü bir adamın kaybından dolayı üzülmekle beraber, bu filmi yapma konusunda daha da hırslandık.”
Taya Kyle verdikleri vaatlerin yerine getirildiğini belirtiyor: “Chris’in farklı yönleri ve kişiliğinin derinliğini öğrenmek için bu kadar uzun zaman harcamasından dolayı tüm övgüyü Jason hak ediyor. Clint, Bradley ve filmde görev alan herkesin buna bağlı kalmaları da önemli. İnsanların, sevmiş olduğum ve hep seveceğim adamı kısa bir süre de olsa görecek olması ve bunun film olarak korunması benim için ekstra bir değer. Bu film, Chris’in bir parçası. Onun genel olarak tanımı, sadece savaşçı yönü değil, insan yönü de anlatıldı. Daha iyisini isteyemezdim.”
Cooper ekliyor, “Chris filmde ‘Ülkem için hayatımı ortaya koyarım.’ dediğinde bunda son derece ciddi. Sonra çıktığı yolculuğu görüyoruz… Bu onu şehit yapmıyor. Bunlar onu bir insandan farklı bir şey haline getirmiyor. O bu türden bir insandı.”

ASKERE ALMA VE EĞİTİM
“Keskin Nişancı”da Chris’in nasıl bir insan olduğunu görüyoruz ve hikaye Teksas’ta çocukluklarında babalarının ona ve kardeşine, dünyadaki üç tür insan hakkında ders vermesiyle başlıyor: yırtıcı, av ya da koruyucu. O anda kendisi fark etmese de Chris’in hayatındaki yol çizilmiş oluyor.” diyor Cooper. “Bence Chris başkalarını korumaya koşullandırılmış olan bir insan ve bu görev duygusu hayatı boyunca görülebiliyor. Pek çok açıdan filmin konusu ondaki koruma içgüdüsü ve bunun için ödediği bedel ile ilgili.”
Cooper, Chris Kyle rolünü üstlenmenin onu hem fiziksel hem de ruhsal olarak zorlayacağını biliyordu ancak yine de bu zorlukları iyi karşıladı. Cooper bu konuyu şöyle açıklıyor: “Chris olmadan, onu taklit etmeden ve onu her yönüyle içselleştirmeden filmi yapmanın hiçbir yolu yoktu. Nasıl yürüdüğünü, nasıl konuştuğunu anlamalı ve onun kadar büyük biri haline gelmeli ve gerçekten o olduğuma inanmalıydım. Ben o olduğuma inanmazsam başkası da inanmazdı. Onun yer aldığı görüntüleri defalarca seyrettim ve olabildiğince çok araştırma yaptım.”
Cooper, Kyle’ın Teksaslı aksanını yansıtabilmek için aksan koçu Tim Monich ile birlikte çalıştı. Esas zor olan fiziksel olarak daha iri hale gelebilmesiydi, bunun için eğitmen Jason Walsh ile sıkı bir egzersiz programı uyguladı ve aynı zamanda kilo alabilmek için kalori yüklemesi yaptı. “Chris 110 kiloluk bir kas yığınıydı ve ben o sıralar 90 kiloydum. Üç ay boyunca sürekli yedim ve egzersiz yaptım. Çok zordu.” diye hatırlıyor Cooper.
“Sisteminiz doğal olarak o yönde ilerlemeye yatkın değilse, sürekli olarak egzersiz yapmak zorundasın ve Cooper öyle yaptı.” diyor Eastwood. “Çekimler boyunca onu elinde enerji içecekleri ya da kalori gofretleri olmadan gördüğümü hatırlamıyorum. Son gün artık “Şükürler olsun, artık yemek zorunda değilim.” diyordu.”
Diğer film yapımcılarına kıyasla Kyle ile daha çok vakit geçirmiş olan Jason Hall da bu durumu doğruluyor, “Bradley’in, onun gibi olmak adına çaba göstermesinin Chris için son derece önemli olduğunu biliyordum. Bradley sesini ve vücudunu değiştirmenin ötesinde, Chris Kyle’ın daha doğuştan gelen yönlerini de yansıttı. Monitörden izlediğimde orada öyle bir şekilde duruyor ya da bakıyordu ki… ondaki hava kolumdaki tüyleri ürpertiyordu. “Vay canına, bu Chris” diye düşünüyordum. Çok esrarengizdi.”
Eastwood, Cooper’ın kendini tamamen rolüne vermesine de saygı duyuyordu, “Bradley’in şevki ve çalışma ahlaki eşsiz. Kendisini tamamen işine verdi ve projenin her yolunu en iyi şekilde nasıl yapabileceğini düşünmediği bir an bile olmadı.”
“Chris de, ben de Clint Eastwood’un ideal olacağını düşündük.” diyor Taya. “Bunun gerçek olamayacak kadar iyi olduğuna inanıyorduk. Chris öldükten sonra, Clint’in yönetmenliği kabul ettiğini duyduğum zaman bir dakika boyunca huşu içinde kaldım ve göklere bakıp onaylarcasına başımı salladım ve “Başardın, Chris.” dedim. Bu gerçekten de olabilir diye düşündüğüm anlardan biriydi. Fakat cidden yani. Yani Chris Kyle’ın filmini Clint Eastwood’un yönetmesi, daha mükemmel olamazdı.”
“Clint’in hızlı tarzını, zamanı verimli bir şekilde kullanışını seviyordum.” diyor Cooper. “Yapım sürecini bana da açtı ve her aşamada işbirliği yapmama izin verdi ve bunlar benim ve oyunculuğum açısından çok yararlı oldu.”
“Clint’le çalışmak bugüne kadar yaratıcılık açısından en çok özgür olduğum bir deneyimdi.” diyor Sienna Miller. “Çok güvenen, içgüdüsel biri ve ihtiyacı olan şeyi aldığını bilme konusundaki yeteneğine çok güveniyor. Bu da aktör olarak sizde özgürlük duygusu yaratıyor. Dünyada Clint Eastwood’dan daha müthiş bir yönetmen yok. Burası kesin.”
Chris Kyle’ın hayatının aşkı Taya rolündeki Miller, paylaştıkları tutkuyu ve bir donanma SEAL komandosunun eşi olarak karakterinin yaşadığı duygusal zorlukları yansıtmak istedi. Taya’nın eşsiz kişiliğini yansıtması da önemliydi. “Çok cesur bir kadın.” diyor Miller. “Ne istediğini biliyor, aptallık etmiyor ve çok zeki. Chris’le ilk kez barda karşılaştıklarında bunu anlıyorsunuz. Anında aralarında bir bağ oluşuyor, Taya’nın Chris’in mesleğiyle ilgili çekincelerine rağmen. Ancak Chris kısa sürede Taya’nın savunmasını aşıyor ve önyargılarını ortadan kaldırıyor. Bence Taya, erkeğiyle karşılaştığını anlıyor.”
Robert Lorenz bunu şöyle yorumluyor “Taya rolü, efsanevi Chris Kyle karakterinin karşısında ayakta durabilecek bir oyunculuk sergileyecek birini istiyordu. Gerçek Taya, güçlü bir kişiliğe sahip olduğu için Chris’i dengeleyen biri ve Sienna da aynı şeyi filmde yapıyor, Bradley’in performansını, kendi müthiş oyunculuğu ile dengeliyor.”
“Taya, enerji ve güç açısından Chris ile boy ölçüşüyor.” diyor Cooper. “Bu yüzden ilişkilerinde çok tutku, sevgi ve acı var.”
Miller bu konuda şunları söylüyor, “İlişki,ye başladıklarında Taya, Chris’in Tanrı, ülke ve aile sıralamasına sahip bir ülküye göre hayatını yaşadığını biliyordu. Sabırlı ve anlayışlı olmak için elinden geleni yapıyor ancak Taya ile bu konuda konuştum ve bir eş olarak listede üçüncü sırada olmanın korkunç olduğunu belirtti.”
Millet, filmde canlandırdığı kadından rolüyle ilgili çok önemli ipuçları aldığını ekledi. “Taya ile ilk olarak Skype aracılığıyla tanıştım ve telefonda uzun uzun konuştuk. Sonra biz çekimlere başlamadan önce Taya Los Angeles’a geldi ve bir gün boyunca konuştuk, birbirimize sarıldık, güldük ve ağladık. Olağan üstüydü. İnanılmaz güçlü bir kadın ve metaneti yüzünden ona hayranım. Ayrıca o yıllarda yaşadıklarıyla özdeşleşebilmem için bana yardım konusunda bu kadar özverili olduğu için de minnettarım.
Taya Kyle o günleri hatırlıyor: “Bir ara ona dizüstü bilgisayarımda Chris’in bir videosunu ve bazı resimleri gösteriyordum ve aniden bana bakıp şöyle dedi “Vay canına, onu gerçekten seviyormuşsun.” Bunu söyleme tarzında bir şey vardı, onunla daha önce konuşmuştum ve Chris’i sevdiğimi biliyordu. Ancak o anda bu aşkın hayat değiştiren türden bir aşk olduğunu ve bir daha asla böyle bir deneyim yaşayamayacağımı anladığını düşünüyorum. Bunu anladığında, bunu filme yansıtacağını fark ettim. Yansıttı da.”
Cooper, kocası Irak’ta dört dönem tehlike altında görev yapan kadının sunduğu bilgilerden sadece Miller’ın yararlanmadığını belirtiyor. “Taya tüm film açısından inanılmaz önemli bir değerdi. Bana ve Sienna’ya hayatı hakkında çok şey anlattı, e-postalarını okumamıza izin verdi ve belli senaryoları tanımladı. İlişkileri hakkında kişisel ayrıntıları paylaşma konusunda da çok cömert davrandı ve böylece ikisinin ilişkilerini gerçekten anlayabildik.”
Taya bu konuda “Bradley bu kadar açık olabilmelerini ve bizi bu kadar ayrıntılı olarak yansıtabilmelerini bana borçlu olduklarını birkaç kez dile getirdi ancak bence tam tersi söz konusu.” dedi. “Tüm ayrıntıları verecek kadar bu işe önem vermemi onlara borçluyum.” Chris Kyle’ın Taya ve çocuklarının dışında, SEAM Timi 3’ün üyeleri ile aile tarzı ilişkileri vardı. Andrew Lazar’ın deyişiyle “Gerçek kardeşlik. SEALM Timleri, ordudaki en tehlikeli görevlerden bazılarını üstlenir, her gün yaşam ve ölüm durumları yaşarlar. Bu yüzden aralarındaki bağlar çok güçlüdür. Hayatta kalabilmek için bu şarttır.”
Jason Hall ekliyor, “Bu adamlara niye orduda olduklarını ve neden defalarca göreve gitmeye hazır olduklarını sorduğunuzda ülkeleri için savaştıklarını söylerler, bu doğru da. Ancak işin özüne indiğiniz zaman “Yanımdaki adamlar için savaşıyordum.” derler.”
SEAL Timi 3’te, gerek Chris Kyle ile yan yana savaşmış olan adamlardan biri Kevin Lacz’dı, silah arkadaşları onu “Acemi Ressam” lakabıyla tanırdı. Kyle’ın dostları arasında olan Lacz, yapım sürecinde çok önemli bir kaynak olduğunu gösterdi. Yapımcılara ve oyunculara görevleri hakkında çok önemli ayrıntılar verdi ve sonunda filmde Donanma’nın teknik danışmanı olarak bir rol aldı. Kısa bir süre sonra ise rolü değişti ve filmde kendisini oynadı.
Lacz o günleri şöyle hatırlıyor, “Bradley’i uzun mesafe keskin nişancılık konusunda eğitiyordum ve şöyle dedi, “Filmde kendini oynamayı düşündün mü hiç?”. Aktörlük yeteneklerim konusunda pek emin değildim ama birlikte bir video hazırladık. Clint videoyu izledi ve beğendi, böylece başladık.”
Sette, timin Irak’ta yaptıklarıyla ilgili Lacz’ın ilk elden verdiği bilgiler son derece yararlı oldu. Cooper de bunu doğruluyor; “Chris’le ilgili anılarını anlatır ya da Chris’in yapacağı şeyleri söylerdi. Tim’in çalışma tarzı konusunda da bizi yönlendirirdi ve bazı sahneleri buna göre çektik. Onsuz filmi nasıl yapardık düşünemiyorum bile.”
Lacz açısından sete adım atmak, geçmişe dönmek gibi bir deneyimdi. “Donanmadan ayrılalı birkaç yıl oldu ancak o üniformayı giydiğimde, bazen tekrar Irak’ta olduğumu hissettim. Set tasarımı müthişti, görsel olarak oradaydım. Sonrasında tekrar Tim üyesi olma kafasına bürünmem gerekiyordu. Aynı şey değil fakat o anları tekrar canlandırdığınızda o duyguları yaşıyorsunuz. Benim açımdan etkileyiciydi. Sette seyreden herkes açısından etkileyici olduğunu biliyorum. Geri dönüp o günleri yaşıyorsunuz.”
Eastwood, SEAL Timi 3’ün diğer üyeleri için çok sayıda genç oyuncu seçti. Jake McDorman filmde Ryan Job’u canlandırdı. “Ryan SEAL eğitimine başladığı gün talihsiz bir şekilde “Biggles” lakabını almıştı çünkü sıradan adaylara göre biraz daha kiloluydu.” diyor McDorman. “Küçük düşürücü bir lakap aldığınızda bunu üzerinizden atmanın yolu yoktur. Kalıcıdır.”
Biggles ve Chris Kyle, zor SEAL eğitimi sırasında kısa sürede arkadaş olurlar. Eğitim sırasında Chris’in eylemleri onun koruyucu doğasını ortaya koyar. McDorman bu duruma açıklık getiriyor: “Biggles zorlanıyordu ve Chris bunu fark edince, dikkatini kendi üzerine çekerek onun üzerindeki baskıyı azaltmaya çalıştı. Desteği sayesinde Biggles başarılı olma şansını elde etti ve Biggles bunu kullandı ve başarılı oldu. Aralarında oluşan bu bağ, birlikte geçirdikleri yıllar boyunca devam etti. Durun ne kadar zor olursa olsun kardeşlerini yüzüstü bırakmama konusunda birbirlerine bağlıydılar.”
Ekibe katılan Cory Hardict, D. Luke Grimes’ı, Eric Laden Sincap’ı ve Ray Gallegos, Tony’yi canlandırdı. Her ne kadar gerçek SEAL adaylarının yaşadıkları kadar acımasız bir eğitim yaşamasalar da, Eastwood’un SEAL Timi 3 için seçtiği aktörler, Donanma’nın özel kuvvetlerini daha iyi canlandırabilmek adına bir askeri eğitimden geçti. Daha önce Eastwood’la “Flags of Our Fathers” ve “Letters From Iwo Jima” filmlerinde birlikte çalışmış olan ve bu filmin askeri danışmanı olan eski Deniz Piyadesi James D. Dever’ın ve Lacz’ın gözetiminde çalıştılar.
“Nasıl tüfek tutacağımızı, bir odaya nasıl girip temizlediklerini ve doğru cümleleri öğrenmemiz gerekiyordu.” diyor Grimes. “Sürekli olarak bunu sadece kamera için değil de, orada savaşmış olan ve hala orada bulunan adamlar için yaptığımızı hatırlatıyorlardı bize ve biz de bunları çok ciddiye aldık.”
Hardrict ekliyor, “Dikkatimizi verip elimizden geleni yapmaya çalıştık, sonuçta bir oyunculuk işiydi. Ancak canlandırdığımız adamlar açsısından bu gerçek hayattı. Donanımları kuşanıp savaş alanına gitme vakti geldiğinde hepsi işti ve bunun hakkını vermek istiyorduk.” “Tüm aktörler hikayeyi anlatmak için ellerinden geleni yaptı.” diye yorumda bulunuyor Eastwood. “Onların kararlılıkları ve o üniformayı gerçekten her gün giyen insanlara olan bağlılıkları açısından minnettarım. Şartlar ne olursa olsun şikayet etmediler. Her şey işi yapmak ve işi doğru yapmakla ilgiliydi.”
Bradley Cooper inandırıcı bir SEAL keskin nişancısı olabilmek için özel bir eğitimden geçti. İşin özünde sadece tüfek ateşlemek yoktu. Cooper o günleri anlatıyor, “.338 Lapua, .300 Win Mag ve MK11 ile eğitim yaptım, bunlar Chris’in kullanmış olduğu silahlardı. Bu silahları rahat kullanabilmem çok önemliydi. Fakat bir nitelik daha var- çok yoğun baskı olan durumlarda son derece metodik bir şekilde çalışabilme yeteneği. Bir tüfekle etkin olabilmek için bilmek zorunda oldukları şeyler, ayakların belli konumu ve hatta nefeslerini kontrol etmek zorunda olmaları büyüleyici. Kevin ve ben, Chris’in sekiz saat boyunca hareket etmeden tüfek başında nasıl durabildiğini konuştuk, bu muazzam bir şey.”
“Bradley, Chris’i canlandırmada ayrıntıları verebilmek için elinden geleni yaptı.” diye övgüde bulunuyor Lacz. “Sünger gibiydi, her şeyi çabucak öğreniyordu. Ondaki motivasyon, gerçek Tim’lerde birlikte çalıştığım insanlardan çok ayrı bir şeydi. O doğuştan yetenekli.”
Filmde Chris Kyle’ın tüfekle efsanevi yetenekleri, Sammy Sheik tarafından canlandırılan Mustafa adında bir düşman keskin nişancı tarafından sınava tabi tutuluyor. “Ülkesi için Olimpiyatlarda yer almış Suriyeli bir keskin nişancı.” diyor Sheik. “Şimdi ise ortak düşmanlarına karşı isyancılara yardım etmek amacıyla Irak’a gelmiş. Film boyunca tek kelime bile etmemiş olmasına rağmen çok etkileyici bir karakter olduğunu düşündüm. Her şeyin bir ritmi vardı. Clint bana “Ağırdan al, bu adam baskı altındayken çok rahat.” diyordu.
Peter Morgan “Iraklılar Chris’e, ‘Ramadi Şeytanı’ adını taktı ve başına ödül koydu, Mustafa onun peşindeydi.” diye açıklıyor. “Mustafa ayrıca Amerikan yer birlikleri için büyük bir tehdit oluşturduğundan dolayı Chris onu ortadan kaldırmayı kişisel bir görev olarak üstleniyor. Sinema tarihinde birbirinin peşine düşmüş iki keskin nişancıyı Clint Eastwood’dan daha iyi kim beyazperdeye taşıyabilir?” deyip gülüyor. Chris’in görevini daha da önemli kılan etkenlerden biri kardeşi Jeff’in yerdeki Deniz Piyadeleri’nden biri olması. Jeff karakterini canlandıran Keir O’Donnell, Jeff’in abisinin izinden gitmek için orduya katıldığını belirtiyor. “Jeff pek çok açıdan Chris’i örnek alıyor, bunların en önemlisi çocukluklarında Chris’in onu hep savunmuş olması. Aile dinamikleri, Teksaslı Amerikan kökenleri, ülke için savaşmanın çok kahramansı bir eylem olduğunu betimliyor.”
Chris’in anne ve babası Wayne ile Debbie rolündeki Ben Reed ve Elise Robertson Kyle ailesini tamamlıyor. Cale Konis ve Luke Sunshine, Chris ile Jeff’in çocukluk hallerini canlandırıyor. “Keskin Nişancı” oyuncu kadrosunda ayrıca Şeyh El-Obodi rolünde Navid Negahban, “Kasap” lakabını layıkıyla hak eden Iraklıyı canlandıran Mido Hamada yer alıyor.

KONUŞLANMA VE EVE DÖNÜŞ
Irak’daki savaş alanları için “Keskin Nişancı” filminin çekimleri Rabat-Fas’ta mekanda başladı. Eastwood bu konuda şunları diyor “Fas’daki mimari Irak’a bir hayli benziyor. Bir tarzı yansıtmak için her yerde set kurabilirsiniz ancak kasabaların ya da şehirlerin atmosferini geniş açılardan yansıtma konusunda… taklit daha zordur, bu yüzden Fas harika bir seçenekti.”
Çekimleri dünyanın diğer ucunda başlatmanın ikinci bir amacı daha vardı. Fas’ın çok iyi bir arka plan sunmasının dışında Cooper’ın deyişiyle “SEAL Timi 3’ün üyelerini oynayan aktörlerin, her gece evlerine gidebilecekleri bir ortama göre daha yakınlaşmalarını sağladı. Yabancı bir yerde olmak, evinizden çok uzakta olmanın nasıl bir şey olduğunu daha iyi hayal etmemizi sağladı, Rabat’da olmak bize çok şey kazandırdı.”
Oyuncular ve yapımcılar, çekimler boyunca mahallelelerinin kullanılmasına izin veren yerel yetkililerin ve Fas halkının işbirliğinden çok yararlandı. Hatta bazı sahnelerde Fas Ordusu üyeleri figüranlık yaptı.
Fas’ta çekimlerin tamamlanmasının ardından ekip Kaliforniya’ya döndü ve kalan çekimler orada tamamlandı. Uzun süredir Eastwood için yapım tasarımcılığı yapan James J. Murakami ve yönetmenle ilk kez çalışan yapım tasarımcısı Charisse Cardenas, filme iki farklı bakış açısı getirdi. Cardenas daha çok askeri sahneler üzerine çalıştı, Murakami ise ev cephesi üzerinde yoğunlaştı.
Cardenas o günler için şunları diyor; “Irak konusunda epey bir araştırma yaptım, Ramadi, Feluce ve Sadyr City üzerinde yoğunlaştım. Chris Kyle’ın görev dönemleriyle ilgili tanımlamalarından notlar aldım. Fas’taki mekan ekibimiz, onun Irak’da geçen dönemi için doğru görünüşleri elde etmemize yardımcı oldu.” Çekimler Santa Clarita, Kaliforniya’daki Blue Cloud Çiftliği’nde devam etti. Sanat departmanı burada Irak’taki şehir ortamını oluşturdu ve bunu yaparken Fas’daki mekanları taklit etti. Chris’in Ramadi’de geçen görev süresinin çekimlerinin büyük bölümü çiftlikte yapıldı.
“Keskin Nişancı”nın en heyecanlı savaş sahnelerinden biri, San Diego’nun 160 km uzağında yer alan kurak Imperial Vadisi’ndeki çöl kasabası El Centro’da çekildi. Tasarım ekibi oradaki terk edilmiş bir süt işleme fabrikasını, terk edilmiş bir hurma fabrikasına dönüştürdü. Chris ve ekibi bu fabrikada dört bir yandan mevzilerine ilerleyen çok sayıda Iraklı isyancı ile her an tepelerine çökecek olan büyük bir kum fırtınasının ortasında kalıyor. Fırtına Michael Owens’ın liderliğindeki görsel efekt ekibinin oluşturduğu özel ve görsel efektler ile yaratıldı. Ayrıca setler görsel efektler ile değiştirildi ve kalabalık düşman askerleri eklendi. Eastwood ve kameraman Tom Stern, seyircinin aksiyonun içinde olması için en gelişmiş teknoloji ürünü Blackmagic kameraları kullandı. Hem elde tutulan hem de setin stratejik noktalarına yerleştirilen sabit kameralar kullanarak, seyircinin kendisini savaşın ortasında hissetmelerini sağladılar.
Jason Hall konuyla ilgili olarak şunları söylüyor, “Clint’in her karede gerçeğin nerede olduğunu bilme gibi doğuştan bir yeteneği var ve seyircinin bunu kendisinin bulduğu gibi bulmasını sağlıyor. Filme bir gözüpeklik getiriyor ve orada olduğunuzu hissediyorsunuz. Bunları yaparken gerçek olduğunu ve sırf sizi yönlendirmek için yapılmamış olduklarını hissediyorsunuz. Bunların gerçekleşmesini sağlıyor ve sonra da seyirciyi bu yolculuğa çıkartıyor.”
Chris Kyle ve SEAL aday arkadaşları iki farklı mekanda eğitimlerini tamamladı. Santa Monica Dağları’ndaki Paramount Çiftliği, Chris’in keskin nişancılık yeteneklerini kanıtladığı keskin nişancılık kursunun mekanı oldu. Malibu’daki Leo Carillo Eyalet Kumsalı ise SEAL’in Coronado, Kaliforniya’daki amansız eğitim merkezi yerine kullanıldı. Her ne kadar aktörler gerçek SEAL adaylarının yaşadığı zorluklara maruz bırakılmasa da, bazı fiziksel testlerden geçirilmeleri kaçınılmazdı. Cooper o dönemi anlatıyor, “Üzerimize su sıkılırken egzersiz bisikleti üzerinde pedal çevirmek son derece zordu. Özellikle de Clint bazen bunun uzun sürmesini istediğinde. Dauber’a bakıp “Dauber durursa ben de durabilirim.” diye düşündüğümü hatırlıyorum. Fakat o durmadıkça durmayacaktım.” deyip gülüyor.
Murakami, tasarım çalışmalarını Chris ve Taya’nın birlikte hayatlarını kurdukları evler üzerinde yoğunlaştırdı. Kaliforniya, Venice’deki sıradan bir ev, çiftin San Diego’daki evi olarak kullanıldı. Chris’in uzun süren görev dönemleri boyunca burası Taya’nın evi olmuştu.
Sonunda Chris kalıcı olarak eve geldiğinde, kökenlerine dönmeye karar veriyor ve ailesini Midlothian’a götürüyor. Kyle’ların Teksas’daki evi, Northridge’deki bir mekandı. Burası Teksas’daki açık ve ferah olmasına rağmen komşuluk ilişkilerinin yaşandığı bir ortamı yansıtması açısından seçilmişti. Sanat yönetmeni Harry Otto bu konuda şunları söylüyor; “James evin, sivil olarak yeni hayatına alışmaya çalışan Chris açısından rahatlık ve güven ortamı sunduğunu yansıtmak istiyordu.”
Filmin kostümlerini tasarlayan Deborah Hopper şunları söylüyor “Çok yoğun araştırmalar yaptık ve Chris ile Taya’nın hayatları boyunca çektirdikleri resimlere baktık. Onların kişisel tarzlarına olabildiğince yakın kalmak bizim için önemliydi.
Başta Donanma SEAL’leri olmak üzere, askeri üniformalarda bile bireysel zevklerin olduğu söylenebilir. Hopper’ın departmanı, üniformaların benzerliği açısından askeri danışmanlara başvurdu ve bu sayede tüm ayrıntıların doğru olması sağlandı. Ancak belirttiği gibi “SEAL komandoları üniformaları özel bir şekilde giyer ve kişiliklerini sergilerler.”
Silahların gerçekliğinden sorumlu Michael Panevics ve ekibi, devamlılık konusunda özellikle hassastı. Panevics bu durumu şöyle açıklıyor, “Chris farklı görev sürelerinde farklı silahlar kullanıyordu ancak takvime dayalı bir çekim yapmıyorduk. Bu yüzden bir görev yerinden diğerine giderken sürekli olarak tüfekleri ve tabancaları değiştirmemiz gerekiyordu.
Hopper sivil hayatta Chris’in bir moda ikonu olmadığını belirtip gülümsüyor. “Onun sakin ve sıradan bir tarzı vardı, Genelde giysileri kotlardan, tişörtlerden ve svetşörtlerden ve bolca beysbol şapkasından oluşuyordu. Savaştan sonra Chris, Teksas’a taşındı ve giyim tarzı onun Batı kökenini yansıttı. Hikayelerini anlattığımız gerçek insanların tarzlarına sadık kalmak önemlidir.”
“Filmde yer alan herkesin, yapmaları gerekenin çok çok ötesine geçmelerinden dolayı minettarım” diye Taya Kyle. “Sunmak zorunda olduklarından daha fazlasını sunarak işlerini yaptılar ve tüm bunlar, bana vermek zorunda olduğundan daha fazlasını veren bir adam için çok uygun.”
Chris Kyle’ın ülkesi için hizmetleri, üniformasını çıkarmasıyla bitmedi. Cooper bu durumu şöyle izah ediyor, “Savaştan evine dönen pek çok gibi onun için de çok zor günlerdi çünkü istekliydi ancak hala tehlikede olan insanları korumak üzere savaş alanında değildi. Ancak başka gazilere yardımcı olmanın bir yolunu bulduğunda toplumdaki yerini bulabildi.”
“Orada yaptığı her şey kahramancaydı.” diyor Jason Hall. “Fakat eve dönünce yaptıkları bir o kadar kahramancaydı. Bu insanların görev yapmayı seçtiklerini ancak savaşlarını kendilerini seçmediklerini görmek çok önemli. Postalları yere bastığı anda yapmaları gereken bir görevleri var ve bizim için her şeylerini tehlikeye atıyorlar. Gördükleri ve yaptıkları şeyleri hayal bile edemeyiz. Ama bunu onlarından istediysek eve döndükleri zaman onları kollarımız açık karşılamaya hazır olmalıyız.”
Taya düşüncelerini şöyle ifade ediyor “Bir gazinin ayaklarının üzerinde durmasını sağlamak üzere ona elini uzattığınızda, elinizi iki elle tutmadıkları, bir elle tuttukları ve sonra arkalarına uzanıp bir başka gaziye ellerini uzattıkları söylenir. Bu çok doğru. Chris’in hayatını onurlandırmak için ya da bu filmden veya kitaptan öğrendiklerinden dolayı insanların neler yapabileceklerini görebilmek için heyecanlanıyorum. Yapabileceğimiz iyiliklerden faydalanabilecek çok sayıda insan için iyi şeyler yapma fırsatımız var. Sonuçta insanları olumlu bir şekilde etkilediğimiz bir hayattan daha iyisi olabilir mi? Chris bunu başardı. Bence bu film, onun hizmet ettiği bir başka yol”.
Eastwood ekliyor, “Chris yaptığı her şeyde hep bir sonraki adımı attı ve bu da gaziler ile yaptığı çalışmaları ortaya çıkardı. Ne yazık ki bunun sonunda bir trajedi yaşandı ancak onu önemli biri ya da bunu önemli bir hikaye haline getiren şeyler bunlar değil. Bizim amacımız insanlara askerlerin ve ailelerin ne gibi fedakarlıklar yaptıklarını hatırlatmak ve ülkeleri için hizmet ederken kendilerinden çok şey veren insanlara karşı daha açık olunmasını sağlamak.”

One thought on “KESKİN NİŞANCI 20 Şubat’ta Sinemalarda.

  1. Chris Kyle, nişancılığı sayesinde Irak’ta çok sayıda adamını korumayı başarmış. Neyin karşılığında başardı? Tabi ki vatanlarını korumak için savaşan Iraklı sivil halkı öldürmek karşılığında.

    ABD’nin Irak işgalini meşru gösteren alçak enformasyon yollarından biri daha sahneleniyor…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir